Directory
Literature
Blog Details for "Semaver"
SemaverSemaveredebiyat,sanat,siyaset,siir,turkish literature,kisa hikayeler,short essays Articles
YORUMFARKI/ Kasım TİRYAKİ
2007-06-12 08:26:00 Kara MehmetOturduğum mahallenin sakin sayılabilecek kıraathanelerinden birinde Türkiye-Brezilya maçını seyrediyorum. Seyredenlerin azlığında ve heyecan düşüklüğünde özel maç olmasının yanı sıra, Bosna yenilgisinin de payı büyük. Milletin takımdan ümidi kesmesine az kalmış. Brezilyalılar bir iki estetik hareket yapar mı diye kerhen bakıyorlar neredeyse tavana yapıştırılmış gibi duran televizyona. Yalnız TV’nin dibindeki masaya çökmüş dört genç arada bir dalgalanıyor. En ufak hatada, içlerinden biri olmasa ötekisi muhakkak galeyana gelip yirmi üç kişiden birine, gençlik coşkusuna uygun okkalı bir göndermede bulunuyor. Benim gördüğüm bizimkilerin cansiperane mücadele verdiği. Nerden bakarsan bak ayağa kayarak çalınan top yirmiden aşağı değil. Anlaşılan liderliği Yunana kaptırmak ağır gelmiş. Bundan böyle bize yaşamak haram diyip kendilerini elin Brezilyalısına paralattıracaklar. Brezilyalı sergerdelerin ...
Mektuplar 34/M.Fuzuli GEÇER
2007-06-12 08:18:00 Koştuğun zamanlar oldu. Hey K. diye seslendiğin; hiçbir hesaba, kitaba girmeden koş diye cevapladığım seslenişler. En akıllıca, aklederek yaptığım, aklı bir kenara fırlatıp yol verdiğim işler; bütün işlerim içinde, bir anda, kendiliğinden ve en iyi olanlar. Yaklaştıkça yaklaşır, yaklaştıkça yaklaşır, yaklaşıp şaşırtır, yaklaşıp yaşatır, insanı kendinden geçirtirdin. Kendimde olmak, kendimle olmak ya da senle olmamak gibi bir şeydi; bir zül, bir aymazlık. Düşünülmesi bile iyi olmayan meşum bir şey. Onu geçiyorum artık; sensizliği, kendimde oluşu anmayacağım bir dahamektuplar-34
IRAKLI BİR ÇOCUK / Eyüp KARATAŞ
2007-06-11 12:14:00 Vakit akşamdır. Günlerden hafta sonu. Tv kanalları arasında zaping yaparken, gözüm bir anda bir tv programının son anına denk geldi. Program sunucuları her ne kadar sundukları mektubun anlamsal değeri noktasında çok ciddi çekim gücü oluşturmasalar da bizim zihnimizde mesaj çok keskin olarak, adeta deprem etkisi yaptı. Bir mektubu okuyorlardı spikerler, sahnede düet yaparcasına.Mektup Irak lı bir çocuktandı. Mektubun muhatabı, evrensel demokrasi ve özgürlük mimari Amerika’yı temsilen bir generaldi. Iraklı çocuk, kaybettiği annesini ve toprakla bedeni arasındaki iletişimi sağlayan, milyar dolarlara değişilmeyecek kadar kıymetli bacaklarının hesabını sorarcasına demokratik hakkını kullanarak, bir anlık özgürlüğün vermiş olduğu şaşkınlıkla Amerikalı generale mektupla bir çığlık fırlatmaya çalışmış! Hani Amerika Irak’a bu iki kavramın vücut bulacağı bir düzeni hâkim kılacaktı ya! Bütün dünya bu program e... More About: Kara
Mektuplar 33/ M.Fuzuli GEÇER
2007-06-08 15:19:00 Bazen günlerim senden ayrı geçiyor. Bazen gecelerim, bazen de günlerim ve gecelerim peşpeşe. Hepsini ağır bir hastalık gibi, güzel bir kış ya da yaz gibi ama çoğu zaman anlatılamayan bir şey gibi de olsa atlatıyorum. Atlatmalıyım, atlatacağım. Bunları dert ettiğim yok. Sonra birden, ya senden tamamıyla ayrılırsam diye, seni bir daha göremeyecek olursam diye sinsi, insafsız, zalim bir kurt düşüyor içime; senden ayrıldığım o ilk dakikada hemde; hiç peşimi bırakmadan, içime henüz düşmüş gibi. Aman zaman vermeden düşüyor; bir daha seni görünceye kadar, görüşünceye kadar senle. Uzaktan yakından fark etmez, yeter ki göreyim seni, bir kere görünceye kadar kemirip duruyor, inceltip duruyor beni. Bununla, bu kurtla sonumuz ne olur kestiremiyorum. mektuplar-33
küçük ansiklopedi / Gülçin DURMAN
2007-06-07 14:58:00 ŞUVEY ŞUVEY*Bu sabah yağmur vardı İstanbul’da. Boğaz trafiği zaten bir damla yağmura bakıyor. İyice içinden çıkılmaz bir hâle dönüşmüştü. Yine de her şeyi göze almış kapıdan çıkıyordum ki; rahmet iyice bir coştu. O zaman anladım ki, bugün dükkâna geç gideceğim.Gecikeceğim kesinleşince de ağırdan aldım hazırlanmayı. Ve 08.25 vapuruna doğru, yola koyuldum.Bu vapurla daha önceden bütün İstanbul’un hayata gecikebileceğinin bilindiği bir vakitte yolculuk etmiştim. Ve gördüklerim karşısında, yol arkadaşlarım 07.45’in gariban emekçilerine çok ama çok acımıştım. 08.25 vapuru sessiz ve yavaştı. Kimsenin acelesi yoktu. Bazısı çayını yudumluyor, bazısı da gazetesini okuyor; çoğunluk ise muhabbet halkası içinde eriyip gidiyordu sanki.Oysa bizim 07.45 vapurundakiler ya uyurlar ya da esnerler. Sohbet edene, gazete-dergi okuyana ise pek nadir rastlanır.Sonra geçen ayki hadis dersini hatırladım yeniden. İçimi...
DARALAN VAKİTLER /Cahit ZARİFOĞLU
2007-06-07 14:44:00 Yanakları saçları gözleri yanmışZehirli gaz bombalarıYılan gibi sokmuş yalamış gövdeleriniAğızları, küçücük dilleri yanmışBütün Beyrut sapsarı kalmışSanki ağlamak imkansızBaşları Paletlerle ezilmiş babalarıYahudi doğramış analarınıBinlerce çocuk topların betonların altındaBeyrutun gözyaşları şimdiKudüsün yanıbaşındaMüslümanlarsa uzaktaSanki başka Gelinmez bir dünyadaAcın bir vadiZehirli çiçekler bir ova gibi karşımdaGözüm baksın sadeceAyrıntıları Kıvrılıp kırılmış bilekleriKemikten yakılmış etleriKuma serilmiş cesetleriBüyük ajansların yaydığı resimleriBir seyirci gibi görsün dursunBir kadın gibi ağlasın..Beyrut yengeç kıskacındaÇoğu müslüman kafir yanındaYaslanmış yastıklara sonunu beklerler filminSen filistin hokkaları doldur kanlaŞairler eğer ahın varkenUzanırlarsa tomurcuklara güllereHerbiri kanlı bir ateş gibi korkuBir azar bir şamar olsunFilistin sen işine bak kar topra... More About: Aral , Alan
Aylardan haziran, günlerden Cahit Zarifoğlu
2007-06-07 13:11:00 `Yeni yeni bildim yoksa ölüyordu bir şey Bir insan binası yıkılıyordu durmadan` Güzel insandı, güzel şiirler yazdı. Bugün, Türk şiirinin en üretken, en özgün ve ‘öncü’ şairi Cahit Zarifoğlu’nun (1940-1987) 20. ölüm yıldönümü. Rahmetle anıyoruz. 1987’de, 47 yaşında aramızdan ayrıldı Zarifoğlu. Kısacık denebilecek yaşamı hep bir şeyleri aramak, bulmak, yoklamak, yetiştirmekle geçti. Yaşamak, onun için çalışmak ve üretmek demekti. Günlüklerini içeren ‘Yaşamak’ adlı yapıtı, onun hayatının bir acılar yumağı olduğunu haber verir okuyanlara. Acılı bir yaşam sürdü… “Ne çok acı var.” diye başlıyordu günlüklerine… Yakın dostu Rasim Özdenören, “Cahit Zarifoğlu: Acının Köşeleri” (Cahit Zarifoğlu, Yürek Safında Bir Şair, Kaknüs Yayınları) adlı yazısında, onun hayatının, bir başına bu cümlenin içine sıkıştırılmış gibi olduğunu söyler: “Kırk yedi yıllık bir koşuşt... More About: Lard
Özde İrade Toplum Mühendisliğine Karşı/ Eyüp KARATAŞ
2007-06-07 12:39:00 Son zamanlarda Türkiye’nin girmiş olduğu seçim sathı ilginç görüntülerin yaşanmasına da ev sahipliği yapmaktadır. Kısmen irrasyonel bir yöntemle girilen bu dönemeç, doğrusu ülkenin geleceği açısından çeşitli kaygıların yaşanmasına ev sahipliği yapmıyor değil. Siyasetin doğal akışına vurulan bu neşter, kendini denge unsuru gören güç erklerinin çeşitli senaryolarının havada uçuşmasına zemin hazırlamıştır. Yapılan sözde kitlesel mitingler! Ve mitinglerde yapılan öteki Türkiye talepleri veya ötekileştirilmek istenen Türkiye toplumsal bütünlüğü. Sözde de olsa varlığına tahammülsüzlük yansımaları. Anadolu’nun Ankara’ya yansıması, öteki Türkiye’nin merkezde var olma serencamına itiraz sesleri. Normalde birbirlerinin varlıklarına tahammül edemeyen farklı kulvar siyasetçileri aynı çatı altında geleceklerini teminant altına almaya çalışmaktadırlar. Sol, sağ, milliyetçi, liberal söylemler art... More About: Plum , Kara
3. Uluslararası Çocuk Buluşması'na Davetlisiniz
2007-06-07 12:22:00 17 ülkeden 65 yetim çocuğumuzun katılımıyla gerçekleştireceğimiz, '3. Uluslararası Çocuk Buluşması'nı onurlandırmanızı diler, saygılar sunarız.PROGRAMMehter Marşı(Dışarıda karşılama)Karşılama Gösteri Grubu (Jonglör, Tahta bacak vb.)Kuran-ı Kerim TilavetiAçılış Konuşması (Bülent Yıldırım - İHH İnsani Yardım Vakfı Başkanı)Hüseyin Goncagül ve Ekibinin Sunumu Misafir Çocukların Yerel Sunumları(Folklor, Ezgiler)Minik Kalpler GrubuÖmer Karaoğlu KonseriMisafir çocukların ülkeleri: Açe - Afganistan - Bangladeş - Bosna - Burkina Faso - Çeçenistan - Doğu Türkistan - Etiyopya - Filistin - Irak - Kamboçya - Kosova - Lübnan- Pakistan - Patani - Türkiye - ÜrdünTarih: 17 Haziran 2007Yer: İstanbul Gösteri ve Kongre Merkezi (My Showland)Atatürk Havalimanı Karşısı / Yeşilköy-İstanbulSaat: 14.30Giriş Ücretsizdir. More About: Aras , Lara
YORUMFARKI / Kasım TİRYAKİ
2007-06-06 12:08:00 Anâsır-ı Erbaa ya da Arızî ServetAnasır-ı Erbaa tamlamasıyla ilk karşılaşmam lisenin ilk yılına denk gelir. Biraz, hatta fazlasıyla gecikmiş olduğunu biliyorum. O seneki en etkileyici bilgi aktarımım bu olmuştu yinede. Anâsır-ı Erbaa, eski/meyen dilde dört unsur (evreni oluşturan toprak, hava, su ve ateş) demekti.Her şeyde böyle temel taşlar, unsurlar vardır. Günlük ilişkilerde, siyasal, sosyal çalışmalarda, evde, işte her şeyde böyledir. İş yaşamının temel unsurları da üç aşağı beş yukarı bellidir. Bunlara girmeyeceğim. Girmeyeceğim çünkü gül gibi geçinip gidiyorum.Beni yazıya, bu konularda fikir üretmeye iten sebep iş saatlerinde cereyan etse de, ne doğrudan işle ne de ana unsurlarla alakalı. Tamamen arızî! Çektiklerimde bu arızî sebepler yüzündendir. İşi bırakır veya kendime bir kötülük edersem bunlardan (aşağıya sayıp dökeceklerimden) bilinsin. Kametin uzadığının farkındayım. Ama sizde halle...
US/ Yunus KADAKAL
2007-06-06 09:53:00 Yaralı gökler;Battıkmı?Kırmızıları yakın!Yeşil vermedim .Konuşma tüller,Gözler tutsak,Bağırsın çığlık,Sevda renksiz...Güller ötüşsün,Çırağan anlasın,Yol ver Çekirge!Yalçın Dikkaldırım!HoyratMona !..Kutsallaşsın Çarşamba,Sıçrasın akıl,Üzerimde kalsın….Tükenmez tükendi,Kurşunu getirin , Yıldızın küsmüşKuzgunun konuşsun.Mesafesini atlamışım,Sıcaklar üşüyorÇekilmiş entel,Tanı yokSaraylar betonPatron hamalDivane sokakGalip, acemi....Pahası önermenin, Açık seçikFobi yolcusuBana, veryansın;Elimde mi?Elindeyse;Bir güvercin gönderGelsinler kanatlarında... More About: Akal
Mektuplar 32/ M.fuzuli GEÇER
2007-06-06 09:49:00 Yine gördüm seni.Çok uzaktan önce. Sonra yakından; çok yakından.Sadece görmüyorum seni; şaşırıyorum, şaşıp kalıyorum. İşlerine, yapıp ettiklerine, dokunmalarına. Başını göğsüme dayadığın zaman bu günde şaşırdım.Her seferinde yeni, yepyeni bir mucizeyle karşı karşıyaymışım gibi geliyor bana. Biliyorum, mucizeler bitti; ama mucizeyi görenler, o ulu peygamberler devrinin insanları neler hissederlerdi benden fazla.Bilmiyorum; ne olduğunu tam bilemiyorum. Ama o anda başını, yumuşacık, tertemiz saçlarını göğsümde hissettiğim anda, yaşamak yük olmuyor bana; her zaman bıktırıcı olan, çekilmez, ölümcül olan hayat. Orda, o an her şeyin dondurulmasını, sonsuza değin hep öyle kalmasını istiyorum. Yük değil dedimse, öyle dümdüz bir hafiflikte değil.Yük olmuyor o an hiçbir şey, evet doğru: Cesarette, korkuda birbiriyle iç içe. Hiçbir etki, tepki yok. Yalnız aralıksız bir kaynayış, durmadan yükselen bir at...
İLİŞKİLERİN MERKEZİNDEKİ KAVRAMSAL DEĞERLER / Eyüp KARATAŞ
2007-06-05 12:12:00 Böyle bir başlık ilk etapta çoğunuza ilginç de gelebilir. Hatta bir ironi olarak ta algınabilir. Medeniyet ikliminden, modern topluma evrimleşme sürecinde, değerlerin ve kavramların akıbetleri hazin… Doğrusu iç içe geçmiş karmaşık ilişkiler içinde, yaşam biçimlerini ve üzerine inşa edilen ilişki tiplerini anlamlandırmak bir hayli zor gözükmektedir. Sosyal hayatın hengâmesi, insanların kendi olmalarını ve ilişki biçimlerini tanımlayan, belirleyen bir iletişim ağı örmelerini bir şekilde bloke edebilmektedir. Çünkü insanlar temel ilişki ağında, içten hesaplı davranarak, kendilerini açmayarak, beklentilerinin neticelenmesine bakabiliyor. Böylece iletişim kuran kişi, muhatabının iletişim mantığının farkında olmadan, yüzeysel bir ilişki inşa edilmiş olmaktadır. Su üzerine yazı yazmak kadar risklidir. Yaşadığımız çağın/yüzyılın insan tiplemesinin, iletişim ve ilişki manzarası bir hayli gridir. Burada ö... More About: Kara , Avram
FETH’İN S(U/I)RLARI /Yunus KADAKAL
2007-06-05 10:34:00 “İçinde devasa cüceler var. Arkasına sığındıkları karanlıkların orta yerinden, sararmış gözleri korkak bakışlar atmakta. Öyle çelimsiz duruyor ki bedenleri, varlıkları ancak iniltilerinden anlaşılmakta. Karanlıklar silüetlerini gizlemekte zorluk çekmiyor, çünkü var olma mücadelesini onlara ancak s(u/ı)rları veriyor.”Şark kültürünün bir ferdi olarak Fetih dendimi ilk olarak aklımıza Şark’ın Garp’ı Gark eylemesi gelmektedir.Fethin de diğer tüm almaşık kavramlar gibi unsurları vardır.Fetih,Fetheden,Fethedilen.Fethin tarafları ve bizzat fetih kavramı için söylenebilecek o kadar çok şey vardır ki – söylenmiştir de – biz ancak filin tuttuğumuz kısmından hareketle anlatmaya çalışacağız. Kulağını tutmuşsak genişçe bir yaprak gibi, ayağını tutmuşsak silindir şeklinde bir sütun gibi, kuyruğunu tutmuşsak küçük çanlı bir yılan gibi diyeceğiz. Bu noktadan hareketle;Feth’in s(u/ı)r(u/rı) nedir?F... More About: Akal
Gel Jack Sparrow gel ,yo ho* / Halil ŞAN
2007-06-05 09:03:00 Heyecanla bekliyorduk sonunda geldi.2006 yılında tüm dünya ülkelerinde hasılat rekorları kıran, yılın en çok seyirci toplayan filmi ünvanını kazanan “Pirates of the Caribbean: Dead Man’s Chest”in (Karayip Korsanları: Ölü Adamın Sandığı) kaldığı yerden devam eden üçüncü filmin konusu şöyle:Kaptan Jack Spar row’u, Davy Jones’un sandığındaki akıllara zarar tuzaktan kurtarıp özgürlüğüne kavuşturmaya kararlı olan Will Turner ile Elizabeth Swann, çaresizlik içinde Kaptan Barbossa ile ittifak yaparlar. Doğu Hindistan Ticaret Şirketi’nin kontrolü altında olan Davy Jones’un ürkütücü görünümlü hayalet gemisi The Flying Dutchman, dünyanın bütün denizlİhanet, vefasızlık ve dönekliğin kol gezdiği vahşi denizlerde yelken açan korsanlarımızın yolu egzotik Singapur’a düşer.Burada kurnaz Çinli korsan Sao Feng ile kafa kafaya gelirler. Dünyanın sonu tabir edilen uzakdoğu okyanuslarındaki nihai savaşta teraz... More About: Jack Sparrow , Hali , Halil
YORUMFARKI /Kasım Tiryaki
2007-06-04 14:21:00 Beyaz Şahinİşim İstanbul’un büyük binalarından birinde. Kamuya ait bu binaya bir terslik olmadıktan sonra her gün servisle gidip gelirim. Zaten aylıklı çalışanlar olarak hamurumuz kamu, servis, mesai, sabah, akşam ve bunlar gibi yeknesaklığı çağrıştıran bir sürü argümanla yoğrulmuş.Akil adamlar zamanında bunları bizim iyiliğimiz için oturmuş düşünmüşler. İyi de etmişler. Git gel. Saatler, iş, yer hep aynı. Öyle kafa yoracak bir durum yok. Rahat. Sağ olsun büyükler. Hem bu kriterlerde ecnebilerin zorlaması yoktur.Elbette işimizin maişet boyutu da var ama o kısım it kılı postal bağı mesabesinde. Bu dibaceden sonra asıl mevzuya gelip bu gün işe nasıl servisle değilde beyaz şahinle geldiğimi anlatabilirim.Unutmadan söyleyeyim her ne kadar yıllar önce TRT 1 de gösterilen filme istinaden “Kara Şahin” nam oturgaçlıgötürgeç revaç bulmuş olsa da benim favorim her zaman beyaz olanıdır. Bu toprakların insanını...
Tataristan Kültür Günleri başlıyor...
2007-06-04 10:24:00 Tataristan sanatını ve renkli kültürünü tüm özellikleriyle tanıtmayı amaçlayan etkinlikler, Taksim ve Sultanahmet Meydanı ile Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda sanatseverlere sunulacak.Etkinlikler arasında geleneksel Tatar halk dansları-folklor gösterileri, Tatar Milli kostümleri ve el sanatları örnekleri ile tematik eserlerden oluşan karma sergi ve konser programı yer alıyor.7-10 Haziran 2007 tarihlerinde gerçekleştirilecek Tataristan Kültür Günleri’nin tüm etkinlikleri ücretsizdir. Etkinliklere tüm İstanbullular davetlidir. Tataristan Kültür Günleri Programı7 Haziran PerşembeAÇIKHAVA GÖSTERİSİTataristan Devlet Dans Topluluğu Tatar folklorunun en canlı ve renkli oyunları, coşkulu halk şarkıları eşliğinde sunulmaktadır.Yer: Taksim Meydanı Saat: 20.008 Haziran CumaSERGİ AÇILIŞI ve KONSER“Göç Eden Tomarlar – Haber” Karma SergisiTatar milli kostümleri ve el sanatlarından örnekleri ile tematik eserlerden oluşan karma... More About: Tata
NEDEN ESRAR ÇEKMİYORSUN DELİKANLI? /Emin GÖKÇEGÖZOĞLU
2007-06-04 09:16:00 İlginç bir dönem daha yaşıyor memleketimiz. Anlamlandırılamayan birçok meseleyle karşı karşıyayız. Kuzey Irak’a sürüklenmek istenen ordumuz, ardı ardına gelen bombalama ve terör eylemleri siyasetteki çalkantılar ve sayılabilecek birçok konu başlığı daha…Ülkemiz çok sıkıntılı günler yaşıyor son birkaç aydır. Göz göre göre parçalanma sürecinin içerisine çekiliyor adeta. Herkes bilinçaltında kabul etse de dile getirmekten kaçınıyor.Bu hengamenin içerisinde son birkaç gündür belli kesimlerin tescilli kalemşorluğunu yapan medya organları ise acayip bir konuyu memleketin gündemine taşımanın uğraşını veriyor. Bağcılar Lisesi’nde öğrenciler namaz kılıyor. Kendini bilmezin biri ibadet eden gençleri kameraya çekmiş. Muhtemelen yüksek meblağlar karşılığında da bu görüntüleri sözüm ona yurdum medyasına satmış. Görüntülerde pırıl pırıl liseli gençler namaz kılıyor. Yaratanının önünde boyun...
Mektuplar 31/M.Fuzuli GEÇER
2007-06-04 08:20:00 Bütün günlerimin en iyisiydi bu gün; en sana yakını, en seni.Dünün karmaşası, karanlığı üstüne, bu günün geleceğine hiç inanım kalmamıştı; normal, sıradan bir geliş gibi görünse, hatta öyle olsa da.En az patırtı, parlaklık gelişindeydi yinede. Asıl çılgın aydınlık, sevinç, normal dışılık sonradan geldi.Hem tek istediğim, yeni bir gündü sadece, yeni bir günde yalnızca seni görmek. Tek başına bu yetecek. Fazlası, eksiği, şusu-busu olmazdı bunun. Oysa ne çok şey vardı hesaba gelir yanı olan.Ne çok şey vardı hesaba gelir yanı olan: Seni görmek, sende görmeyi unutturmuştu bana. Yalnız seni görmekle kalmadım, senle görmeye de başladım. Hayır; hepsi senin gösterdiklerinden ibaretti. Başka bir şey yok; seni, senin gösterişin farklıydı ve her zamankinden fazlaydı. Buydu bir tek fark. Fazla, ama yetkinliği, uyumu bir milim ve daha az, hatta zerre kadar bozmuyor. Ne olsa uyumu bozamaz ya sende.Bu gün başkaydı:...
DURUŞ / Eyüp KARATAŞ
2007-06-01 08:26:00 İnsanlar yaratılış itibariyle farklı renk, karakter, kimlik, kültürlerden izler taşıyarak hayat yolculuğuna devam ederler. Bu tonlar ve simgeler bölgeleri, coğrafyaları, kıtaları anımsatır beraber yürüyenlere. İnsan realitesi, yaşadığı coğrafyanın, kültürün karakter izlerinin yansımalarını simgeler. Bu durum farklı kültürlerdeki toplumların ortak iradesi olarak yansır hayatın derinliklerine. Modern hayat tikelden tümele doğru insanların yaşam profillerine dair çeşitli kareler sunmaktadır önümüze. Bireyin özelinde tutun iletişimde olduğu kitlelere kadar olan periyodik süreçte, bazı sosyokültürel fay hatlarına rastlamak mümkündür. Bireylerde gözüken yozlaşma/çözülme alameti doğal olarak birlikteliği paradigmalar bağlamında paylaştığı kurumları da doğrudan veya dolaylı olarak etkilemektedir. Nitekim kitleleri oluşturan, değer katan, anlam yükleyen, toplumsal fayda sağlayan dominant unsur insan öğesidir.... More About: Kara
Mektuplar 30/ M.Fuzuli GEÇER
2007-05-31 08:27:00 Seni sevmek diye bir şey yok benim için; sana üzülmek, sana gücenmek, kızmak yok. Sana ait hiç bir şey yok bende. Büyük, çok büyük şeyler mi yazmalıyım; yoksa hiç yazmamalı mıyım? Neyi anlatabilirim? Hem anlatsam ne olacak ki? Birden içimde bir boşluk oluyor; bazen, bazen de içim bir boşluk oluyor. Dolup taştığım zamanlar… Bir sel gibi, afet gibi yıkarak bir şeyler akıp gidiyor.Gökyüzünü avuçlamak, yağmura karışmakla bozuyorum aklımı.Seni sevmek diye bir şey yok, gücenmek yok.İçim bomboş oluyor ya; sanki var gibi görünen dışında bir şey yok. mektuplar-30
Bisikletim / Halil İbrahim ŞAN
2007-05-30 10:38:00 Rüyalarımda sürekli düşen bir çocuğumFıstık yeşili kontra bisikletim uzaklaşıyor bendenUnuttun beni diye hayıflanıyor:“Unuttun beni !”“Bir merdiven altında”“Önce beni verdin komşu çocuklara”“Kadri mi kıymetimi bilmediler”“Alman çeliği vücudumu ezdiler”“Boyamı çizdiler”“Rüzgâr gülüm yok artık”“Hissetmiyorum artık rüzgârı yüzümde”“Hep sana kızıyorum”“Keşke merdiven altında bıraksaydın”“Belki bir gün yine hatırlardın beni”“Çılgınlar gibi uçardık bulutların üzerinde” More About: Hali , Halil
DUA / Yunus KADAKAL
2007-05-30 10:08:00 Bir uğultuyla başladı herşey.Yer gök donmuş, sus pus,Ve yok hiçbir yürekte can,Ağlamaklı bir siren sesi çalıyor kulaklarda,Yeni bir fidan diyor seksenlik dedem,Üstüne tüten sıcak konuşmuşluğun ardından.Toprak kokulu ellerini uzatıyor elime,Tuttuğum bir diyarmı,Yoksa bir yürek mi seçemiyorken,Nasır tutan bu yarım asırlık çınar yaprağınınSıcaklığı dokunuyor yinede içime.Gözler uzaklara dikilmiş,Başlar ise eller arasında.Bir parıltı bekliyor kara gece.Bir umut"Acın koynun da ekmek ufağı"Teyzem alıcı bir gözle bakıyor önce,Hamur tutan ellerini peştemalına silerken.Ve "bunlarda mı şehirden geliyorlarYine gazel okuyacaklar bakalım.""Açız" diyor,Ötelerden Ahmet amca, kös tutmuş bakışlarıyla.Yaralı olduğunu söylüyor yeni gelin.Kocasını daha yeni göndermiş askere.Savaş mı çıkacak ne diyorlar,Eksik etek endişeli.Biri bağırıyor ara mahalleden,"Bu millet akıllanmaz diye."Ötekisi" Neolurdu sanki" diyor."Bu millet... More About: Akal
Mektuplar 29/M.Fuzuli GEÇER
2007-05-29 13:58:00 Kendimi iyi hissetmiyorum.Sen olunca, hatırladıkça seni, imkânsız, mümkünü olmayan şeyler düşüyor aklıma; hep daha fazlasını hak ettiğin şeyler. Tertemiz gökyüzü, deniz, dere, tepe; sonsuz mavilikler, bitmeyen ışık.Hüzünleniyorum.Senden ayrılmak istiyorum. Hiç görmemek, bir daha yüzünü görmemek. İyi değilim; çünkü imkânsız şey seni sevmek, senle olmak, yaşamak seninle ve dokunmak sana. Gelgörki hep böyle şeylere tevessül edip dururum; benekli bulutlara, karanlık sularda süzülen vapurlara. mektuplar-29
BURADA KAL KADAKAL/ Yunus KADAKAL
2007-05-29 13:24:00 İçinde bulunduğumuz yükseltinin adı kertik vadi. Tabansız vadi olarak ta bilinen bu vadi V şeklindedir tabanı yoktur ve çoğunlukla dibinde akan bir su vardır. İçine ne düşerse düşsün hızla vadinin dibine doğru sürüklenir.. Etrafındaki surlar geçit vermediğinden ne kadar bu surları, sarp kayalıkları aşmak isteseniz de, bu tabansız korkuluklar sizi her defasında ya(l)taklığı yaptıkları hengamenin içine çekmeye çalışırlar. Her çabanız sizi biraz daha yorar ve her yorgunluğunuzun ardından yokuş tırmanma gücünüzü biraz daha yitirirsiniz.Evet şöyle bir düşünelim..Yeryüzüne yüce yaratıcının koymuş olduğu sitemler içerisinde, bel ki de 18 bin alem yorumlarından biri olan hayvanat ve nebatat dünyasından birkaç ilginç örnek alabiliriz.Hepimizin bildiği üzere bitkiler karbondioksit tüketen oksijen üreten –geceleri tersi – gün ışığından faydalanan, toprak ile besin alışverişi yapan canlılardır. İstisnala... More About: Akal
küçük ansiklopedi/ Gülçin DURMAN
2007-05-28 07:57:00 BEN de BURADAYIMCNBC-e’de “My Name is Earl” diye bir dizi var. Sürekli izlediğim bir şey değil. Gününü, saatini de bilmem. “My Name is Earl” kötülerin kötüsü iken bir adamın hayatını değiştirmesini anlatıyor. Günün birinde Earl’e lotodan bayağı iyi bir para çıkıyor. Ancak paraya bir türlü kavuşamıyor. İş böyle olunca, Earl’ de düşünüyor taşınıyor ve bunun daha önceki kötülükleri nedeniyle gerçekleştiğine karar veriyor. Ve işe girişiyor. Sonra da vakti zamanında, çalıp çırptığı onca malı yerine koymaya, kırdığı kalpleri de onarmaya çalışıyor.Aslında Amerikan malı her şeyde olduğu gibi bu dizide de bir bit yeniği var. Şöyle ki, Earl bu kavrayışa Karma Felsefesi sayesinde ulaşabiliyor. Aslında bütün dünya gibi Amerikalılar da artık dertlerinin çaresinin kendi topraklarında olmadığını bal gibi biliyor, o yüzden de doğuya çeviriyorlar yüzlerini. Fakat fıtraten yanlış bir açıyla b...
Mektuplar 28/M.Fuzuli GEÇER
2007-05-28 07:34:00 Kaç gündür gözlerine bakmadığım geliyor aklıma; kaç gündür bakamadığım.Nedense bakamadığım günler.Durup dururken, yürürken, koşarken, yatarken, yerken, içerken; her zaman her yerde gözlerin geliyor gözlerimin üstüne.Gözlerin, güzel kumral saçların, kalın etli parmakların, ucu hafif kalkık burnun ve tekrar hiç gitmemelice güneş rengi gözlerin.Durup gözlerine bakmalıyım.Durup, derin bir nefes alıp sonra susturup bütün seslerini dünyanın, hiç aceleye getirmeden. Bir dağa bakar gibi, bir dağdan derin bir vadiye, bir vadiden şırıltılarla akıp giden billur gibi bir dereye, boz bulanık bir nehre bakar gibi.Gözlerine dalmalıyım; gözlerini unutup gidinceye, gözlerini, her şeyi unutuncaya dek.Ama sen yoksun.En azından yarına kadar.Yarın. Yarınlar.Bitmeyen geceler, gelmeyen gündüzler.mektuplar-2820.06.’97
Modern Toplumlarda Değerlerin İkmal Problemi/ Eyüp KARATAŞ
2007-05-28 07:31:00 İnsanların üzerinde anlam ve değer kazandırdıkları en temel unsurlar şüphesiz medeniyetler, uygarlıklar ve kültürlerdir. Medeniyet, uygarlık ve kültür oluşturmak, toplumsal yapıların değer sistemleriyle doğrudan ilintilidir. Kitleler, topluluklar, milletler bir anlamda kültür oluşturabilir fakat medeniyet ve uygarlık inşa durumu aynı bağlam üzerinde söz konusu değildir. Medeniyet ve uygarlık bir hayli uzun soluklu bir yolculuk sonucunda tebarüz eden maddi ve manevi değerler sistemidir. Doğrusu köklü medeniyetlerin ve uygarlıkların inşası kadar sorumluluğunu taşımak, yolunu takip etmek ayrı bir anlam ve önem taşımaktadır. Yaşayan medeniyet değerlerinin üzerine, yeni açılımlar sağlayacak, çağdaş döneme ait izlerle yolculuk serüvenini devam ettirmek için kollektif bir beyin fırtınası ve güçlü bir tefekkür yapmayı beraberinde getirecektir. Çünkü yeni dönem kuşak, yeni zihinsel açılımlar/düşünsel pratikler... More About: Modern , Plum , Kara , Erin , Lard
Dino Merlin İstanbul'a geliyor...
2007-05-23 08:55:00 3 Haziran Pazar Harbiye Açıkhava Tiyatrosu Saat 20:30ÜCRETSİZAsıl adı Edin Dervişhalidoviç olan ünlü söz yazarı ve şarkıcı, 1962 yılında Bosna-Hersek’in başkenti Saraybosna’da doğdu. 1983 yılında “Merlin ” grubunu kurarak müzik hayatına başlayan sanatçı, bu grupla 5 albüm çıkardı. 1991 yılında “Dino Merlin” adıyla solo kariyerine başlayan sanatçı, kısa sürede birçok önemli başarıya imza attı.2000 yılında çıkardığı “Sredinom” adlı albümü, eski Yugoslav devletini oluşturan 5 ülkede en çok satan albüm oldu.400 bin nüfusu olan Saraybosna’da, şehrin en büyük stadında 100.000 kişiye konserler vermek gibi inanılması güç başarılara adını yazdırdı.Emir Kusturitsa ve Goran Bregoviç gibi birçok ünlü isim, savaş sırasında Bosna’yı terk ederken, Dino Merlin Saraybosna’yı terk etmeyerek farkını ortaya koydu.Savaş sırasında da şarkı söylemeye devam etti, şarkılarıyla Saraybosna’yı s...
Mektuplar- 27/M.Fuzuli GEÇER
More articles from this author:2007-05-23 08:23:00 Dönecek diyorlar.Dönecek.Dönecek. Gelecek.Diller böyle dönüyor; rahat, keyifli, hesaplı.Bu günü konuştukları, akıllarına getirdikleri yok. Bu günden haberi yok hiç birinin. Bilmemişler.Bende unutsam. Sadece o günü; dönecek dedikleri günü yuvarlayıp dursam zihnimde.mektuplar- 2719.06.’97 1, 2, 3, 4, 5 |



